Ali Yoğun

Abraham Maslow (1908–1970)

Abraham Maslow, hümanist yaklaşımın önemli bir temsilcisidir ve en çok ‘İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ kuramıyla tanınır. Maslow’a göre insan davranışları, temel fizyolojik ihtiyaçlardan başlayarak kendini gerçekleştirmeye kadar uzanan bir motivasyon silsilesiyle şekillenir. Güvenlik, sevgi, saygı gibi ihtiyaçlar karşılandıkça birey içsel potansiyelini ortaya koyabilir. Maslow, pozitif psikolojinin öncüllerinden olup bireyin güçlü yanlarına ve anlam arayışına odaklanmıştır. Ali Yoğun

Abraham Maslow (1908–1970) Read More »

Mary Ainsworth (1913–1999)

Mary Ainsworth, John Bowlby’nin bağlanma kuramını geliştiren öncü psikologlardan biridir. ‘Yabancı Durum Testi’ adı verilen deneysel yöntemiyle bebeklerin anneleriyle olan bağlanma tarzlarını sistematik biçimde gözlemlemiştir. Bu test sonucunda güvenli, kaygılı-kararsız ve kaçıngan bağlanma türlerini tanımlamıştır. Ainsworth’un çalışmaları, çocuk gelişimi, ebeveynlik tutumları ve psikolojik bağlanmanın yaşam boyu etkileri üzerine derinlemesine anlayış sağlamıştır. Onun katkıları, hem gelişim

Mary Ainsworth (1913–1999) Read More »

Carl Rogers (1902–1987)

Carl Rogers, hümanist psikolojinin kurucularındandır. Kişi merkezli terapiyi geliştirerek psikoterapötik süreçte empati, koşulsuz kabul ve içtenlik gibi unsurların iyileştirici gücüne odaklanmıştır. Ona göre insanlar doğuştan iyidir ve gelişmeye yöneliktir. Rogers’ın ‘gerçek benlik’ ve ‘ideal benlik’ arasındaki uyum ya da çelişki, bireyin psikolojik sağlığı üzerinde belirleyici olur. Eğitim, danışmanlık ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda önemli etkiler

Carl Rogers (1902–1987) Read More »

Julian Rotter (1916–2014)

Julian Rotter, sosyal öğrenme teorisi ile bireyin davranışlarını sadece uyarıcı-tepki ilişkisine indirgemeden açıklamaya çalışmıştır. En bilinen katkısı ‘kontrol odağı’ (locus of control) kavramıdır. Bireylerin, olayların kontrolünün kendilerinde mi yoksa dışsal faktörlerde mi olduğuna olan inançlarının, davranışlarını ve başarılarını etkilediğini göstermiştir. Rotter’ın çalışmaları kişilik psikolojisi, motivasyon ve eğitim bilimleri alanında önemli teorik ve uygulamalı sonuçlar doğurmuştur.

Julian Rotter (1916–2014) Read More »

Jerome Bruner (1915–2016)

Jerome Bruner, bilişsel psikolojinin öncülerinden biri olarak öğrenme süreçlerinde bireyin aktif rolünü vurgulamıştır. Keşfederek öğrenme, zihinsel temsil, ve yapı iskelesi (scaffolding) gibi kavramları eğitime kazandırmıştır. Bruner’a göre eğitim, bireyin bilişsel gelişimine uygun şekilde düzenlenmeli ve öğrenen bireyin problem çözme yeteneklerini geliştirmelidir. Özellikle ilkokul eğitimi için geliştirdiği spiral müfredat modeli, öğrenmenin tekrarlarla ve derinleştirilerek ilerlemesi gerektiğini

Jerome Bruner (1915–2016) Read More »

Albert Bandura (1925–2021)

Albert Bandura, sosyal öğrenme kuramının kurucusudur. İnsanların yalnızca kendi deneyimlerinden değil, başkalarının davranışlarını gözlemleyerek de öğrenebileceğini savunmuştur. Bu görüşünü ünlü ‘Bobo Doll’ deneyleriyle kanıtlamıştır. Bandura ayrıca öz-yeterlik (self-efficacy) kavramını geliştirerek, bireyin bir davranışı başarıyla gerçekleştirme konusundaki inancının performansını nasıl etkilediğini açıklamıştır. Eğitim, sağlık ve davranış değişikliği programlarında sıkça referans alınır. Ali Yoğun

Albert Bandura (1925–2021) Read More »

Noam Chomsky (1928–)

Noam Chomsky, psikodilbilim alanının kurucusu olarak kabul edilir. Dil öğreniminin çevresel koşullarla değil, doğuştan gelen bir yetiyle gerçekleştiğini savunmuştur. Evrensel gramer kuramı, tüm insan dillerinin ortak bir zihinsel yapıya dayandığını ileri sürer. Bu yaklaşım, davranışçı dil teorilerine güçlü bir alternatif oluşturmuş ve bilişsel devrimi tetiklemiştir. Chomsky’nin çalışmaları sadece psikolojiye değil, dilbilim, felsefe ve yapay zeka

Noam Chomsky (1928–) Read More »

Psikolojinin Tıp ile İlişkisi

Tıp ve psikoloji, insan sağlığını bütüncül bir yaklaşımla ele alan iki temel disiplindir. Psikolojik rahatsızlıkların tanılanması, tedavisi ve önlenmesi süreçlerinde psikoloji ile tıbbın özellikle psikiyatri dalı arasında güçlü bir iş birliği söz konusudur. Psikolojik bozuklukların birçoğunda (örneğin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, bipolar bozukluk) hem biyolojik hem de psikolojik etkenler rol oynar. Bu nedenle tedavi süreci

Psikolojinin Tıp ile İlişkisi Read More »

Adli Psikoloji

Hukuk ve Psikoloji Arasında Bilimsel Bir Köprü Adli psikoloji, bireylerin hukuki süreçlerdeki davranışlarını, zihinsel durumlarını ve psikolojik özelliklerini inceleyen uygulamalı bir psikoloji alt alanıdır. Psikolojinin ilkelerini hukuk sistemine entegre eder; böylece ceza, medeni ve aile hukuku gibi çeşitli alanlarda uzman görüşleriyle karar mekanizmalarına katkı sunar. Kapsam ve Temel Amaçlar Adli psikolojinin temel amacı, hukuki süreçleri psikolojik

Adli Psikoloji Read More »

Psikolojinin Ekonomi ile İlişkisi

Psikoloji ile ekonomi arasındaki ilişki, özellikle insanın karar verme süreçlerini anlamaya yönelik çalışmalarda kendini gösterir. Geleneksel ekonomi kuramları, bireyin her zaman rasyonel tercihlerde bulunan bir varlık olduğunu varsayar. Oysa psikoloji, insanların duygusal, dürtüsel ve bilişsel ön yargılara dayalı kararlar verebildiğini ortaya koymuştur. Bu durum, davranışsal ekonomi adı verilen yeni bir alanın doğmasına neden olmuştur. Davranışsal

Psikolojinin Ekonomi ile İlişkisi Read More »